Eyl 12 2008
Tayy-i Mekân (Mekân Degistirme) 4
Allahû Tealâ’ya ne kadar hamd etsek sükretsek azdır ki; O bizim Peygamberimiz. Allahû
Tealâ Kur’ân’ı ona indirmis ve bütün âlemlerde mutlaka tanınan bir peygamber. Allahû
Tealâ onun için diyor ki: “Seni âlemlere rahmet olarak yarattım.” Kur’ân-ı Kerim için de
gene Allahû Tealâ öyle söylüyor: “Âlemlere rahmet olarak yarattım.” diyor. Kur’ân-ı Kerim
sadece su bizim dünyamızda Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirilen, sadece bu dünyada
tanınan bir dîn kitabı degildir. Allah’ın bütün âlemlere indirdigi bir kitaptır. Peygamber
Efendimiz (S.A.V) de o kitap kendisine inen kisi olarak, bütün âlemlerde tanınmaktadır.
Iste Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in miracına dikkatle baktıgımız zaman, onun da bir fizik
vücut tayyi mekânı oldugunu görüyoruz. Ne yapmıs Allahû Tealâ? Gelecek nesillere ve
Mekkeli’lere ibret olsun diye Peygamber Efendimiz (S.A.V)’ i dogrudan dogruya katına
almamıs. Evvelâ radan bilmem kaç hafta mesafede olan bir kervana, Peygamber
Efendimiz (S.A.V)’i ulastırmıs. Orada durmus. Peygamber Efendimiz (S.A.V), o kervan
sahipleriyle konusmus. 1-2 dakika konusmadan sonra oradan ayrılan Peygamber
Efendimiz (S.A.V), bir kaç dakika sonra, ikinci kervana ulasmıs. (2.kervan, 1.kervandan 1
hafta sonra gelecek Mekkeye) ve onlarla da konusmus. Özellikle zaman ölçüsünü onlara
tayin ettirmis ve ondan sonra da Allahû Tealâ onu Mescid-i Aksa’ya ulastırmıs. Mescid-i
Aksa’yı da tavaf ettikten sonra, oradan Allahû Tealâ’nın katına yükselmis. Allahû Tealâ
Kur’ân-ı Kerim’de buyuruyor ki: “Kalbi gördüklerini tekzib etmedi.” Peygamber Efendimiz
(S.A.V), Allahû Tealâ’nın katına ulastıgı zaman gördügü seyi, ruhunun bas gözleri ile
görüyor; ama ondan evvel gördüklerini -Allahû Tealâ bize de, bütün kalp gözü açık
olanlara gösterdigi gibi-, kalp gözüyle göstermis ve Allahû Tealâ bu sebebe dayalı olarak:
“Kalbi gördüklerini tekzip etmedi.” diyor.
Biliyorsunuz ki; Hazreti Musa da Allahû Tealâ’yı bas gözleriyle görmek istedi, görmekte
ısrar etti. Allahû Tealâ da buyurdu ki: “Sen buna dayanamazsın. Biz bas gözlerini bizi
görecek olan vasıfta yaratmadık. Onun için sen peygamber de olsan buna dayanamazsın,
bundan vazgeç.” dedi. O da: “Vazgeçmem.” dedi. Allahû Tealâ: “Öyleyse, simdi bu
karsıdaki daga tecelli edecegim. O, beni kendi gözleriyle görecek. (Dagın kendisine has
olan görme özelligiyle görecek.) Sonucun ne olduguna bak. Ondan sonra ısrar ediyorsan,
o zaman düsünelim.” Ve Allahû Tealâ daga tecelli etti. Dagın kendisine ait olan görme
hassasıyla, Allahû Tealâ’yı görmesini sagladı; ama dag bile dayanamadı ve berhava oldu
ve Hazreti Musa da o anda dagın görme hassasını yakaladı ve bayıldı. Bu görüsten sonra
Hazreti Musa’nın artık Allahû Tealâ’yı bas gözüyle görme talebinden vazgeçtigini
görüyoruz.
Iste Peygamber Efendimiz (S.A.V), Allahû Tealâ’nın huzuruna vardıgı zaman, bas
gözleriyle Allahû Tealâ’yı görmedi. (Fizik vücudunun) Ruhunun bas gözüyle gördü ki; ruhu
zaten emr âleminin varlıgıdır. Allah’ın katındaki varlıkların gözleriyle gördü. Unutmayın,
huzur namazının imamının fizik vücudu orada degildir, ruhu oradadır. Bütün o namaz
kılanların fizik vücutları degil, ruhları namazları kılmaktadır. Öyleyse hepsi, her an Allahû
Tealâ’yı görebilmektedirler ve sadece fizik vücudumuzun gözleri Allahû Tealâyı görmeye
tahammül edemez. Nefsimizin gözleri Allahû Tealâ’yı görmeye tahammül edemez; ama
ruhumuzun gözleri Allahû Tealâ’yı görmenin yeterli vasıflarına sahiptir. Bir de nefsimizin
kalbindeki kalp gözü, Allah’ı görmenin standartlarına sahiptir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V), giderken Cebrail (A.S)’ı gördü. Onunla karsılastılar,
konustular. Oradan Allahû Tealâ’nın katına ulastı, geriye döndügünde, ispat vasıtaları
birer birer geliyordu. Peygamber Efendimiz ( S.A.V) demisti ki: “Falanca yerde kervanla
karsılastım”. Tabiî hiç kimse inanmamıstı; ama kervan denildigi zaman, Peygamber
Efendimiz (S.A.V) ile karsılastıklarını, konustuklarını anlattılar. Onlardan bir hafta sonra
gelen ikinci kervan da aynı seyleri söyledi ve peygamber Efendimiz (S.A.V)’ e Mescid-i
Aksa hakkında sual sordukları zaman; derhal gözünün önüne Mescid-i Aksa’nın bütün
camları, pencereleri, herseyi geldi ve bütün cevapları bir defa daha görerek, net olarak
verdi.
Öyleyse miraç olayı da tam bir tayyi mekân olayıdır. Fizik vücut tayyi mekân olayıdır ve
Kur’ân-ı Kerim’de birçok fizik vücut tayyi mekânından bahsedildigini görüyoruz. Tayyi
mekân dedigimiz zaman, fevkalade güzel bir olayın yasanması söz konusudur. Bilet
parası falan ödemeden bir yerden bir yere her zaman gitmek mümkündür. Allahû Tealâ,
O’nun yoldaki bütün dileyen insanlara lâyık oldukları gün mutlaka bu ihsanda
bulunacaktır.
