Eyl 12 2008

Tayy-i Mekân (Mekân Degistirme) 4

Kategori: _TASAVVUF_admin @ 02:38

Allahû Tealâ’ya ne kadar hamd etsek sükretsek azdır ki; O bizim Peygamberimiz. Allahû
Tealâ Kur’ân’ı ona indirmis ve bütün âlemlerde mutlaka tanınan bir peygamber. Allahû
Tealâ onun için diyor ki: “Seni âlemlere rahmet olarak yarattım.” Kur’ân-ı Kerim için de
gene Allahû Tealâ öyle söylüyor: “Âlemlere rahmet olarak yarattım.” diyor. Kur’ân-ı Kerim
sadece su bizim dünyamızda Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e indirilen, sadece bu dünyada
tanınan bir dîn kitabı degildir. Allah’ın bütün âlemlere indirdigi bir kitaptır. Peygamber
Efendimiz (S.A.V) de o kitap kendisine inen kisi olarak, bütün âlemlerde tanınmaktadır.
Iste Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in miracına dikkatle baktıgımız zaman, onun da bir fizik
vücut mekânı oldugunu görüyoruz. Ne yapmıs Allahû Tealâ? Gelecek nesillere ve
Mekkeli’lere ibret olsun diye Peygamber Efendimiz (S.A.V)’ i dogrudan dogruya katına
almamıs. Evvelâ radan bilmem kaç hafta mesafede olan bir kervana, Peygamber
Efendimiz (S.A.V)’i ulastırmıs. Orada durmus. Peygamber Efendimiz (S.A.V), o kervan
sahipleriyle konusmus. 1-2 dakika konusmadan sonra oradan ayrılan Peygamber
Efendimiz (S.A.V), bir kaç dakika sonra, ikinci kervana ulasmıs. (2.kervan, 1.kervandan 1
hafta sonra gelecek Mekkeye) ve onlarla da konusmus. Özellikle zaman ölçüsünü onlara
tayin ettirmis ve ondan sonra da Allahû Tealâ onu Mescid-i Aksa’ya ulastırmıs. Mescid-i
Aksa’yı da tavaf ettikten sonra, oradan Allahû Tealâ’nın katına yükselmis. Allahû Tealâ
Kur’ân-ı Kerim’de buyuruyor ki: “Kalbi gördüklerini tekzib etmedi.” Peygamber Efendimiz
(S.A.V), Allahû Tealâ’nın katına ulastıgı zaman gördügü seyi, ruhunun bas gözleri ile
görüyor; ama ondan evvel gördüklerini -Allahû Tealâ bize de, bütün kalp gözü açık
olanlara gösterdigi gibi-, kalp gözüyle göstermis ve Allahû Tealâ bu sebebe dayalı olarak:
“Kalbi gördüklerini tekzip etmedi.” diyor.
Biliyorsunuz ki; Hazreti Musa da Allahû Tealâ’yı bas gözleriyle görmek istedi, görmekte
ısrar etti. Allahû Tealâ da buyurdu ki: “Sen buna dayanamazsın. Biz bas gözlerini bizi
görecek olan vasıfta yaratmadık. Onun için sen peygamber de olsan buna dayanamazsın,
bundan vazgeç.” dedi. O da: “Vazgeçmem.” dedi. Allahû Tealâ: “Öyleyse, simdi bu
karsıdaki daga tecelli edecegim. O, beni kendi gözleriyle görecek. (Dagın kendisine has
olan görme özelligiyle görecek.) Sonucun ne olduguna bak. Ondan sonra ısrar ediyorsan,
o zaman düsünelim.” Ve Allahû Tealâ daga tecelli etti. Dagın kendisine ait olan görme
hassasıyla, Allahû Tealâ’yı görmesini sagladı; ama dag bile dayanamadı ve berhava oldu
ve Hazreti Musa da o anda dagın görme hassasını yakaladı ve bayıldı. Bu görüsten sonra
Hazreti Musa’nın artık Allahû Tealâ’yı bas gözüyle görme talebinden vazgeçtigini
görüyoruz.
Iste Peygamber Efendimiz (S.A.V), Allahû Tealâ’nın huzuruna vardıgı zaman, bas
gözleriyle Allahû Tealâ’yı görmedi. (Fizik vücudunun) Ruhunun bas gözüyle gördü ki; ruhu
zaten emr âleminin varlıgıdır. Allah’ın katındaki varlıkların gözleriyle gördü. Unutmayın,
huzur namazının imamının fizik vücudu orada degildir, ruhu oradadır. Bütün o namaz
kılanların fizik vücutları degil, ruhları namazları kılmaktadır. Öyleyse hepsi, her an Allahû
Tealâ’yı görebilmektedirler ve sadece fizik vücudumuzun gözleri Allahû Tealâyı görmeye
tahammül edemez. Nefsimizin gözleri Allahû Tealâ’yı görmeye tahammül edemez; ama
ruhumuzun gözleri Allahû Tealâ’yı görmenin yeterli vasıflarına sahiptir. Bir de nefsimizin
kalbindeki kalp gözü, Allah’ı görmenin standartlarına sahiptir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V), giderken Cebrail (A.S)’ı gördü. Onunla karsılastılar,
konustular. Oradan Allahû Tealâ’nın katına ulastı, geriye döndügünde, ispat vasıtaları
birer birer geliyordu. Peygamber Efendimiz ( S.A.V) demisti ki: “Falanca yerde kervanla
karsılastım”. Tabiî hiç kimse inanmamıstı; ama kervan denildigi zaman, Peygamber
Efendimiz (S.A.V) ile karsılastıklarını, konustuklarını anlattılar. Onlardan bir hafta sonra
gelen ikinci kervan da aynı seyleri söyledi ve peygamber Efendimiz (S.A.V)’ e Mescid-i
Aksa hakkında sual sordukları zaman; derhal gözünün önüne Mescid-i Aksa’nın bütün
camları, pencereleri, herseyi geldi ve bütün cevapları bir defa daha görerek, net olarak
verdi.
Öyleyse miraç olayı da tam bir mekân olayıdır. Fizik vücut mekân olayıdır ve
Kur’ân-ı Kerim’de birçok fizik vücut mekânından bahsedildigini görüyoruz.
mekân dedigimiz zaman, fevkalade güzel bir olayın yasanması söz konusudur. Bilet
parası falan ödemeden bir yerden bir yere her zaman gitmek mümkündür. Allahû Tealâ,
O’nun yoldaki bütün dileyen insanlara lâyık oldukları gün mutlaka bu ihsanda
bulunacaktır.

Etiketler: , , , , , ,

Related posts


Eyl 12 2008

Tayy-i Mekân (Mekân Degistirme) 3

Kategori: _TASAVVUF_admin @ 02:38

Fizik vücut mekânına gelince, bu söyledigimiz kanunla çok yakından alâkalıdır. Hangi
kanunla? Nefsimiz fizik vücudumuz içinde esirdir. Neden esirdir? Çünkü nefsimizin
elektron devir sayısı, fizik vücudumuzunkinin yarısı kadardır. Iste öyle bir an düsünün ki;
, fizik vücudumuzun üzerine geliyor, yerine yerlesiyor; ama ruhun elektron devir sayısı
fizik vücudumuzun iki katı kadar. Ne demek bu? Su demek: , fizik vücudumuzu esir alır
ve fizik vücudumuz, ruhumuzun her zerresine kumanda etmesi sebebiyle görünmez olur.
Hiç kimse fizik vücudu göremez. Neden göremez? Çünkü ruhu göremezler. da fizik
vücudumuzun her zerresine sahip oldugu, her zerresini kapladıgı için, hiç kimse fizik
vücudumuzu göremez.
Iste böylece fizik vücudumuzun, ruhumuzla birlikte sonsuz hızla hareket edebildigini
görüyoruz. Bir kisi mekânı yaptıgı zaman, ruhu oraya yalnız gider, sonsuz hızla
gider, orada sekil degistirir, normal bir insan hüviyetine girer. Kimse onun mu, gerçek
bir fizik beden mi oldugunu anlayamaz. Sonra da tekrar sonsuz hızla ait oldugu yere geri
dönecektir. Fizik vücudun üzerindeki yerini tekrar alacaktır; ama fizik vücut
mekânında gidilecek yere ulasıldıgı zaman, kontrol müessesini bıraktıgı anda fizik
vücut orada serbesttir. arada diledigi gibi hareket edebilir; ama kendi âlemine,
bulundugu yere geri dönerken, o zaman tekrar fizik vücudu, ruhun kontrolü altına alması
gerekir ve tekrar , iki kat devir sayısıyla fizik vücudun üzerine gelip onu tamamen
kaplar. Bu, geri dönüs için mutlaka gereklidir. Geriye ulasıldıgında, ait oldugu yere geri
dönüldügünde, tekrar fizik vücudu terk eder ve basın üzerindeki yerini alır. Fizik
vücutta, orada sanki bir uykudan uyanmıs gibi normal standartlarına ulasır. vücut
standartları, standartları, standartları, 3 ayrı tip mekânı sergiler.
Iste Hazreti Süleyman’ın Belkıs’ın tahtını getirmeden evvel, “Bana hanginiz onun tahtını
getirebileceksiniz?” dedigi zaman, ifrid adlı cin diyor ki: “Siz daha yerinizden kalkana
kadar, ben onu size getirebilirim.” Kitap’tan bir ilme sahip olan adamsa dedi ki: “Siz
gözünüzü açıp kapatıncaya kadar, ben onu size getiririm.” Allahû Tealâ:”Ve Hazreti
Süleyman, o kisiden yüzünü dösemeye çevirdigi zaman, dösemenin üzerinde tahtı
gördü.” diyor. Öyle ise, olay gerçeklesmis. Allahû Tealâ, Hazreti Süleyman’a verdigi
hızları, üç ayrı bölümde dizayn etmistir. Ve Hazreti Süleyman devamlı olarak mekânı
yasamıstır. O, sonsuz hızın sahibiydi. Bu statüde, Allahû Tealâ’nın zamanı geriye
çalıstırması veya sonsuz hızı tarif eden bir çok âyet-i kerimesinin varoldugunu görüyoruz.
Meselâ; yedi uyuyanlar için Allahû Tealâ zamanı durdurmustur. Zaman, diger insanlar için
devam ediyor; ama onlar için gitmiyor. Onlar magaraya alındıklarında Allahû Tealâ’ya
diyorlar ki: “Yarabbi, bize katından bir mürsid gönder, bizi mutluluguna ulastır.” Allahû
Tealâ diyor ki: “Onları sagdan sola, soldan saga hep döndürdük, aya çıktıkları zaman
uyandırdık onları. Ne kadar diye sordular birbirlerine, ‘bir kaç saat dediler’ diyor.” Ama
fırına ekmek almaya gittiklerinde ellerindeki paraların iki yüz, üç yüz yıl evveline ait oldugu
anlasıldı ve böylece yedi uyuyanlar o dizayn içersinde, zamanın kendilerine çalısmadıgı bir
ortamın sergilendigini anladılar.Allahû Tealâ’nın ihsan ettigi hız müesseseleri, bütün sistemlerde
Allah’ın emrettigi biçim ve boyutta geçerlidir. Meselâ Allahû Tealâ dünya ile kendi arasındaki
mesafeye “elli bin yıllık yol” diyor ve meleklerin oraya bir günde çıktıgını söylüyor.
Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in BIR KAÇ DAKIKADA ÇIKTIGINI GÖRÜYORUZ. Öyle ise farklı sistemler
söz konusudur. Bugüne kadar dünyadan Allah’ın katına kadar fizik vücuduyla gidip oradan
dönebilen, sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V)’dir Hazreti Idris’in de, Hazreti Isa’nın da
Allah’ın katında oldugu söyleniyor. Fizik vücut olarak oradalar ve r Hazreti Isa’nın tekrar
dönecegi konusunda Allahû Tealâ’nın kesin bir teminatı var. Ama Hazreti Idris’in ne
olacagı hakkında bir isaret, Kur’ân-ı Kerim’de yoktur. Bu da bir mekândır. Hazreti
Idris’in cennete alınması olayı, bir mekân olayıdır.
Hazreti Idris, Allahû Tealâ’ya diyor ki: “Mutlaka cennetini görmek istiyorum.” Allahû Tealâ
sonunda dayanamıyor, onu cennetine götürüyor. Iyice dua ettikten sonra: “Çık, tekrar
seni dünyaya gönderecegim.” diyor. Hazreti Idris diyor ki: “Çıkmam.” Allahû Tealâ: “Ama
bana çıkacagım diye söz verdin.” diyor, Hazreti Idris diyor ki: “Tamam, verdim; ama simdi
çıkmak istemiyorum. Sen, benim Rabbimsin, beni affedersin”. Allahû Tealâ diyor ki: “Kabul
ettim. Hadi kal burada!” Yani naz makamı da Allahû Tealâ’ya bazen böyle, onun önceden
bildigi; ama bilmez göründügü seyleri yaptırır. Allahû Tealâ muhakkak herseye kadirdir.
Hazreti Isa’nın göge alınısına beraberce bakalım. On ikinci havari Romalılara haber verir
ve salona gelir. Allahû Tealâ diyor ki: “O geldigi zaman, Biz onun yüzüyle Hazreti Isa’nın
yüzünü degistirdik. Onu Isa’ya götürdüler. Çarmıga gerdiler. Biz de Hazreti Isa’yı katımıza
kaldırdık” . Nasıl kaldırmıs? Gene mekân olayı. Hem Hazreti Idris’in, hem de Hazreti
Isa’nın olayı, mekân olayıdır. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Allah’ın katına çıkması,
mirac olayı, gene mekândır. Üçü de fizik vücud mekânını yasamıstır.
Unutmayın, hepsinin fizik vücutlarının üzerine, ruhları örtü olmustur. O standartlar içinde,
Allah’ın göklerine yükselmislerdir. Allah’ın katına kadar yükselmisler ve iki tanesi orada
kalmıstır. Sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e has bir olay yasanmıstır. O, tekrar geri
dönmüstür.

Etiketler: , , , , , ,

Related posts


Sonraki sayfa »