Eyl 29 2008

Bayramda ne yapılır

Kategori: islamSerkanPasaCUBUKCU @ 15:11

Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, fıtr, yani bayramında, namazından önce tatlı yemek, hurma yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek sünnettir. -i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ tektir, teke riayet edeni sever.) [Buhari]

Bayramda , karşılaştığı müminlere güler yüzle vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyete doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, , akrabayı, din kardeşlerini etmek, onlara götürmek sünnettir.

gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük ve nimete kavuştuğumuz için yapıyoruz. -i şerifte buyuruldu ki:
( sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, Allahü teâlâ, meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini almaktır” derler. Allahü teâlâ da, “Siz şahit olun ki, Ramazandaki ların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm” buyurur.) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (Ramazanın son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir Gecesi mi?) diye sual etti. Peygamber efendimiz, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir) buyurdu. (Beyheki)

Bu mükâfatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve etmez ki? günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hz. Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hz. Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Peygamber efendimiz, Hz. Ebu Bekir’e, (Onlara mâni olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. , sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)

buyurdu ki: (Bugün, orucu kabul edilmiş, çalışmasının mükâfatını görmüş ve günahları affedilmiş olanların bayramıdır.)

-i şerifte, (Allahü teâlâ, Ramazanda dört sınıf hariç, herkesin günahlarını affeder. Bunlar, içki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan, sıla-i rahmi terk eden, mümin olmaktan ümidini kesendir) buyuruldu. (Gunye)

Eğer bunlar tövbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevaplar bilinseydi, her günün olması istenirdi. -i şerifte, (Ramazandaki özel sevaplar bilinmiş olsaydı, bütün yılın olması istenirdi) buyuruldu. (Ebu Nasr)

Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara. Bunlar, asıl bayramı ahirette yapacaklardır.
Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi yani mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır.

Kimseye darılmamalı, olduysa, 3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. -i şeriflerde buyuruldu ki:
(Din kardeşiyle 3 günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla karşılaşırsa, ona verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Dâvud]
(Ameller pazartesi ve perşembe günü Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan istifade edemez. Cenab-ı Hak, “Onlar barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İ.Malik]


ziyaretleri 
ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri edelim?
CEVAP
Fâsık olan, günah işlememize sebep olacak lazım değildir. Fakat salih olan gerekir. Salih arkadaşları de çok sevaptır. , yalnız Allah rızası için olmalıdır.
-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]

(Bir din kardeşini edene bir melek, “Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun” der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükâfatlar vereceğim”) [Bezzar]
(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için etsin de, bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: “Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Yala]

(Din kardeşini eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberâni]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberâni]
(Bir mümini için evinden çıkana, 70 bin melek, “Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et” diye dua eder.) [E.Nuaym]

(Bir müslüman, müslüman kardeşini edince, 70 bin melek “Ey Rabbimiz, senin rızan için eden bu kulundan razı ol” diye dua ederler.) [Taberâni]
(Din kardeşini, sırf Allah rızası için eden cennettedir.) [Taberâni]
(Din kardeşini edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğ. İlm]

(Ziyaretçinize ikram edin!) [Haraiti]
(Mümin kardeşini edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her ikisinden Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğ.İlm]
(Ziyareti aralıklı yap ki muhabbeti artırasın!) [Bezzar]

Hikmet ehli diyor ki: (Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.)
(Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve Şehitler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini edenlerdir.) [Nesâi]
(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim]
(Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, “Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin” der.) [Tirmizi]

Allah rızası için müslümanı etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih daha çok sevaptır. -i şeriflerde buyuruldu ki:
(Zengini eden saim ve kaim sevabı, fakiri eden ise, fi sebilillah cihad sevabı alır, her adımı Allah yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemi]
[Saim; lu, Kaim; gece ibâdet eden. Fi sebilillah; Allah yolunda, Allah rızası için]

(Âlimi eden, beni etmiş gibi alır.) [Taberâni]
(Sıla-i rahm, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]
(Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari]
(Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.) [Taberâni]

Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır.

Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir. -i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizi]

-ı şerif ayının son günü ile bayramın birinci günü arası gecesidir. Bu geceyi ihya eden büyük saadete kavuşur. -i şerifte, ( ve Kurban bayramının gecelerini ihya edenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez) buyuruldu. Yine -i şerifte, rahmet kapılarının dört gece açıldığı, bu gecelerde yapılan duaların reddedilmediği, bayramı gecesinin bunlardan biri olduğu bildirilmiştir.

Davete gitmek
Her davete gidilir mi?
CEVAP
Yemekte günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları etmek de tevazu alametidir.
Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi , başka ziyafetlere gitmek müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. -i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)
Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir! -i şerifte buyuruldu ki:
(Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare Kutni]
Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! -i şeriflerde buyuruldu ki:
(Davete icabet etmeyen, Allaha ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buhari]
(Müslüman kardeşine ikram eden, Allaha ikram etmiş olur.) [İsfehani]
(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buhari]

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Related posts


Eyl 14 2008

TASAVVUFI SOZLER

Kategori: _TASAVVUF_TALHA @ 16:33

Tasavvuf, Hakk’ın, seni senden öldürmesi ve seni kendisiyle diriltmesidir.


 Sen insana ulaşmadan Allah’ı nasıl arıyorsun?.


 Allah’ım! İnsanlar seni verdiğin nimetler yüzünden severler; bense seni verdiğin belalar yüzünden severim.


 Aşka delilik diyen , hayatın sırrına ebediyen bigane kalsın.


 Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım, başım göğe değerdi.


 Bir gün nefsime dedim: gel seninle Rabbime gidelim. gelmedi. Ben de tek başına yürüdüm, gittim.


 Allah’ı bilenler ise, ruhun beynin özü ve hakikatı olan Hak’ tan geldiğini müşahade ettiler..


 Allah sizin kalıbınıza ve suretinize değil, kalbinizin temizliğine bakar.
Hz. Muhammed (s.a.v)

 Bir insanda görülen ameller ve takvadan başka, bir de onun cevher gibi güzel olan gizli amel ve takvası vardır. Bakış gücü olmayanların nazarları, görünen amellerdir. Halbuki biz onlara bakmıyoruz. Biz insanın içine, içindeki sırra bakıyoruz…


 Bir kimse kendi hakikatine arif olursa, hiçbir itikat ile kayıtlı olmaz.


 Bütün maşuktur, aşık perdedir. Diri maşuktur, aşık ölüdür.
Mevlâna

 Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder.
Gazâli

 Eğer bir müminin kalbini kırarsan Hakk’a eylediğin secde değildir.


 Ey birader, sen ancak bir düşünceden ve fikirden ibaretsin. Üst tarafın kemik ve A’sab sinir ve adalât (kas) ve elyaftan ( ve hayvanda adaleleri meydana getiren ince lifler) ibarettir.
Mevlâna

 Hakikât yolu, aranmakla bulunmaz. Ama Bulanlar ancak arayanlardır.


 Hakikatte Arş ve Beytullâh, Allah’ı bilen arifin kalbidir.
Muhyiddin Arabi

 Hakk’ın Rahmeti bizim günahlarımızdan büyüktür.


 Her kişinin iki resülü vardır. Biri zahir, diğeri batın. Zahir dildir, Batın gönüldür. Dil Muhammed’e, gönül Cebrail’e benzer.


 Her şey maşuktur , aşık bir perdedir. Yaşayan maşuktur , aşık bir ölüdür.
Mevlâna

 İnd-i Sânî’de, bütün mahlûk TEK bir NOKTADIR; Kâinâtın cümlesi bu, da bir NÜKTEDİR!..
Ken’ân Rifâî

 İstesem sırf fatiha suresinin tefsiriyle yetmiş beygiri yüklerim.


 Kendimi arıyorum, gören varmı?
Erzurumlu İbrahim Hakkı

 Kerem, dünyayı ona muhtac olana vermen ve kendisine muhtac olduğun Allah’a yönelmendir..
Ebu Hafs

 Kimde sevgi varsa, Allah’ın varlığı ondadır.
Mevlâna

 Kimi aşık görürsen, onu maşuk bil. Zira o aşka nisbetle hem aşıktır, hem de maşuktur.
Mevlâna

 Kur’an insanlara pek çok şeyi sembollerle anlatırken; tasavvuf ise baştan sona, serâpa sembol ve mecazdır.


 Maddi hayata meyledenler için hayat deniz suyu içmeye benzer, içtikçe susarlar, susadıkça içerler.


 Musibetin sevabına talip olmaklığın, musibeti çekmekte iken de varsa, zahidsin.
Hz.Muhammed (s.a.v)

  ve az kaldı kaderi geçecekti. ve nazardan Allah’a sığının.
Hz.Muhammed (s.a.v)

 , tüm çizgilerin esasıdır.


 Okunacak en büyük insandır..
Pir Haci Bektasi Veli

 Ölüm, yaradılmışın Yaradan’a kavuşmasıdır,Şeb-i arus’dur.
Mevlâna

 Sevgin yoksa, dost arama.
Sâdi

 Algılanan varlığın, Hakkın vücudu olduğunu müşahade, vahdet-i vücud’dur.


 Tasavvuf zamanı en uygun bir şekilde değerlendirmekten ibarettir.
Ebu Siad-i Ebu’l Hayr

 Tasavvuf, Allah ile olan muamelenin saflığıdır. Bunun aslı da dünyadan yüz çevirmedir.


 Tasavvuf, bila-alaka (hiçbir bağ olmadan) tamamiyle Allah ile olmandır.


 Vücudun, ilmi ilahide, ilimden ibaret olduğunu müşahade, vahdet-i şuhud’dur.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Related posts