Eyl 17 2008
İŞTE BÖYLE Bİ AÅžK……
Bir gün Mecnun hasta olup yataÄŸa düşer. Tedavî için bir doktor çağırırlar. Doktor “Damardan kan almak gerek’” diyerek Mecnun’ un kolunu baÄŸlar. Tam iÄŸneyi batıracağı sırada Mecnun bağırır;
“-Ey doktor, bırak! Ücretini al ve git. Bu hastalıktan öleyim, zararı yok. Vazgeç kan almaktan. ”
Doktor Mecnun’a
“-Sen çöllerde kükremiÅŸ arslanlardan korkmuyorsun da koluna bir iÄŸne batmasından mı korkuyorsun?” diye sorar.
Mecnun’un cevabı ÅŸu olur;
“-Ben neÅŸterden korkmuyorum. Benim vücudum, varlığım Leyla ile doludur. Korkarım ki benim kolumu yararken Leyla’yı incitirsin, iÅŸte ben bundan korkuyorum.”
Leyla seneler sonra Mecnun’ un yanına gelir, Mecnun onunla alakalanmaz Leyla:
“-Benim için çöllere düşen sen deÄŸil miydin?” der.
Mecnun: “izafî ve gölge olan Leyla aradan çıktı ve eridi “diye karşılık verir.
Mecnun’ un hayatının gayesi olan Leyla, ilahî muhabbete bir basamak teÅŸkil etmiÅŸtir. Mecnun, hakîkatini aradığı ilahî muhabbet aleminde yerini bulunca, hayatındaki Leyla’nın rolü bitmiÅŸtir.
Mesnevi hikayelerinde geçen Leyla, sonunda ilahî muhabbete dönen ve kiÅŸiliÄŸini Hakk’ la aynileÅŸtiren ilahî aÅŸkın sembolüdür. DiÄŸer bir ifadeyle Leyla, gönülleri mecnun eden, fizikî iradeyi sıfırlandıran ilahî bir aÅŸk ufkudur. Bu bakımdan Leyla’lar ile baÅŸlayan muhabbet macerası Mevla’da sükun bulur.
Leyla nihayet sıradan bir insandır. Aşığını adı Kays iken Mecnun (deli) olarak dillere destan eder. Fakat o ma’ÅŸuk, Leyla deÄŸil de, Kainatın varlık sebebi ve Allah (c.c.)’ın “habibim” hitabına mazhar bir varlık olursa kim bilir aşık ne hale gelir.
——————————————————-
Leylâ’sı uÄŸrunda ve onun aÅŸkı ile çöllere düşen Mecnûn, salyaları akan, tüyleri dökülmüş bir köpeÄŸi seviyor, okÅŸuyor ve gözlerinden öpüyordu. Bu hali gören birisi dayanamadı; Mecnûn’a bağırdı:
“- A akılsız adam! Bu ne sersemliktir! Bu hayvanı, ne sarılmış öpüyorsun?
Mecnûn cevap verdi:
“- Sen ne anlarsın?! Bu köpeÄŸin ne meziyeti var biliyor musun?!. Bu kadar köyün içinde gitmiÅŸ de Leylâ’nın köyünü yurt edinmiÅŸ ve o köye bekçi olmuÅŸ!.. Bunun bir kılını arslanlara deÄŸiÅŸmem. Gönlüne, canına, irfanına dikkat et ki, onun faziletini göresin!.. Leylâ’nın köyünü yurt tutan köpeÄŸin ayağının bastığı toprak bile benim için azîzdir…”
—————————————————————-
Mesnevî’de diÄŸer bir Leylâ hikayesi:
Devrin hükümdarı Leylâ’yı görür, hayret eder:
“- Mecnûn’un periÅŸan olmasına sebep olan Leylâ sen misin? Senin diÄŸer hemcinslerinden bir farkın yok!..” der.
Leylâ cevap verir:
“- Sen Mecnûn olmadığın için sus!..”
Şeyh Sadî (k.s.):
“- Leylâ’nın güzelliÄŸine Mecnûn’un gönül penceresinden bakmalıdır.” der.
Leylâ’yı görebilmek, onun gerçek hüviyetini müşahede edebilmek, senin de Mecnûn gibi sadık bir aşık olabilmene baÄŸlıdır. Aksi halde görülen, suretten baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. O aÅŸka nail olmayan için Leylâ, sırf bir cisimden ibarettir.
Mesnevî’de geçen Leylâ hikayeleri birer mecazdan ibarettir. Leylâ, İlahî aÅŸk sembolü, İlahî muhabbet ufkudur.
Etiketler: aÅŸk, leyla, mecnun, mesnevi, _TASAVVUF_, Sadi Åžirazi