Eki 06 2008

Nurunuz AYN olsun…

Kategori: _TASAVVUF_SerkanPasaCUBUKCU @ 14:01

Tasavvufta şöyle güzel bir adet varmış:
Dervişin biri, yine bir topluluğu içerisine gelip, vererek oturduktan sonra, topluluk gelen dervişe “Merhaba!!” yerine “ olsun!!” dermiş… de “Aşkınız cemal olsun efendim!!” diye mukabele edermiş… Bu sefer topluluk “Cemaliniz olsun!!” dediğinde, “Nurunuz olsun!!” dermiş ve böylece selamlaşma bitermiş….

Tasavvufta o derece içselleştirilmiş, o derece özümsenmiş ki…. Selamlaşma bile üzerine kurulmuş… Tasavvufta bütün diyalogların böyle kalbi incelikler içerisinde cereyan etmesi ne kadar hoş değil mi?….

Bir de günümüzdeki selamlaşma diyaloglarını düşünün….

” - Nabers lan !!”

” - moruk !!”

Tasavvuftaki anlayışı, elbette “televole aşkı” türünde bir anlayışı değildir… Günümüzde, bir çok temel kavramda olduğu gibi “” kavramı da “kavram kargaşası” içerisine sokularak, gerçek anlamından kopartılmış ve çok daha farklı anlamlarda kullanılır olmuştur…. Artık yaşanan bazı edepsizliklerin bile “” olarak nitelendirildiği hepimizin malumudur….

Yine bahse konu yazıda; Tasavvufta “ nedir” diye sorulsa, “, Maşukun rızasıdır” cevabının alınacağı kayıtlıdır…. Kanaatimce “”, en kısa ve öz olarak ancak bu şekilde tanımlanabilirdi… ise, hakiki aşkta elbette ’tır…

Düşünceler davranışları, davranışlar da düşünceleri etkiliyorsa; ve insan… ki onun ruhi, fikri ve hatta bedeni yapısı böyle bir etkileşim sonucu şekilleniyorsa; Tasavvufun, hayatın her bir anını hiçbir boşluk bırakmadan neden çepeçevre kuşattığını çok daha iyi anlıyorsunuz…. Velev ki, bu bir selamlaşma anı olsa bile…. Boşluğa asla izin yok…. Size atılan “irtibatı koparmayalım” formatı dolayısıyla, siz artık bir pergelsiniz…. Bir ayağınız olması gereken noktada sabit, diğer ayağınız yetmiş iki milleti dolaşmakta…. Ama irtibatı koparmadan… Boşluk bırakmadan ….

Yukarıdaki selamlaşmada dikkatimi çeken en önemli husus, selamlaşmayı sona erdiren “Nurunuz olsun” cümlesidir….

 

NURUNUZ OLSUN !!! …

 

Belki bir kaç farklı anlamda açıklama yapmak mümkündür amma, benim kalbime gelen şudur: Aşkın yüz güzelliği olması ya da yüze yansıması temennisine, yüz güzelliğinin olması ve nihayet, ile görmek ya da bakışın olması temennisi dile getirilmektedir. İşte tam bu noktada hemen, Peygamber Aleyhisselamın ” Müminin ferasetinden sakınınız; şüphesiz o, ‘ın nuruyla bakar.” şeklindeki sözlerini hatırlamamak mümkün değildir….
Hepinizi ’ın selamıyla selamlıyor ve diyorum ki:

 

AŞK OLSUN!…

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Related posts


Eyl 29 2008

Bayramda ne yapılır

Kategori: islamSerkanPasaCUBUKCU @ 15:11

Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, fıtr, yani bayramında, namazından önce tatlı yemek, hurma yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek sünnettir. -i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ tektir, teke riayet edeni sever.) [Buhari]

Bayramda , karşılaştığı müminlere güler yüzle vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyete doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, , akrabayı, din kardeşlerini etmek, onlara götürmek sünnettir.

gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük ve nimete kavuştuğumuz için yapıyoruz. -i şerifte buyuruldu ki:
( sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, Allahü teâlâ, meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini almaktır” derler. Allahü teâlâ da, “Siz şahit olun ki, Ramazandaki ların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm” buyurur.) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (Ramazanın son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir Gecesi mi?) diye sual etti. Peygamber efendimiz, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir) buyurdu. (Beyheki)

Bu mükâfatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve etmez ki? günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hz. Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hz. Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Peygamber efendimiz, Hz. Ebu Bekir’e, (Onlara mâni olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. , sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)

buyurdu ki: (Bugün, orucu kabul edilmiş, çalışmasının mükâfatını görmüş ve günahları affedilmiş olanların bayramıdır.)

-i şerifte, (Allahü teâlâ, Ramazanda dört sınıf insan hariç, herkesin günahlarını affeder. Bunlar, içki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan, sıla-i rahmi terk eden, mümin olmaktan ümidini kesendir) buyuruldu. (Gunye)

Eğer bunlar tövbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevaplar bilinseydi, her günün olması istenirdi. -i şerifte, (Ramazandaki özel sevaplar bilinmiş olsaydı, bütün yılın olması istenirdi) buyuruldu. (Ebu Nasr)

Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara. Bunlar, asıl bayramı ahirette yapacaklardır.
Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır.

Kimseye darılmamalı, olduysa, 3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. -i şeriflerde buyuruldu ki:
(Din kardeşiyle 3 günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla karşılaşırsa, ona verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Dâvud]
(Ameller pazartesi ve perşembe günü Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan istifade edemez. Cenab-ı Hak, “Onlar barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İ.Malik]


ziyaretleri 
ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri edelim?
CEVAP
Fâsık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı lazım değildir. Fakat salih olan akrabayı gerekir. Salih arkadaşları de çok sevaptır. , yalnız rızası için olmalıdır.
-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf rızası için ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]

(Bir din kardeşini edene bir melek, “Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun” der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükâfatlar vereceğim”) [Bezzar]
(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini için etsin de, bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: “Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Yala]

(Din kardeşini eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberâni]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini için eden, için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberâni]
(Bir mümini için evinden çıkana, 70 bin melek, “Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et” diye dua eder.) [E.Nuaym]

(Bir müslüman, müslüman kardeşini edince, 70 bin melek “Ey Rabbimiz, senin rızan için eden bu kulundan razı ol” diye dua ederler.) [Taberâni]
(Din kardeşini, sırf rızası için eden cennettedir.) [Taberâni]
(Din kardeşini edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğ. İlm]

(Ziyaretçinize ikram edin!) [Haraiti]
(Mümin kardeşini edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her ikisinden Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğ.İlm]
(Ziyareti aralıklı yap ki muhabbeti artırasın!) [Bezzar]

Hikmet ehli diyor ki: (Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.)
(Arşın etrafında nurdan kürsülerde, gibi parlayan insanlara Peygamberler ve Şehitler gıpta ederler. Bunlar, için birbirini seven, için buluşan, için birbirini edenlerdir.) [Nesâi]
(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim]
( için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, “Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin” der.) [Tirmizi]

rızası için müslümanı etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı daha çok sevaptır. -i şeriflerde buyuruldu ki:
(Zengini eden saim ve kaim sevabı, fakiri eden ise, fi sebilillah cihad sevabı alır, her adımı yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemi]
[Saim; lu, Kaim; gece ibâdet eden. Fi sebilillah; yolunda, rızası için]

(Âlimi eden, beni etmiş gibi alır.) [Taberâni]
(Sıla-i rahm, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]
(Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari]
(Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.) [Taberâni]

Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır.

Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir. -i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizi]

-ı şerif ayının son günü ile bayramın birinci günü arası gecesidir. Bu geceyi ihya eden büyük saadete kavuşur. -i şerifte, ( ve Kurban bayramının gecelerini ihya edenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez) buyuruldu. Yine -i şerifte, rahmet kapılarının dört gece açıldığı, bu gecelerde yapılan duaların reddedilmediği, bayramı gecesinin bunlardan biri olduğu bildirilmiştir.

Davete gitmek
Her davete gidilir mi?
CEVAP
Yemekte günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları etmek de tevazu alametidir.
Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi , başka ziyafetlere gitmek müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. -i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)
Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir! -i şerifte buyuruldu ki:
(Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare Kutni]
Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! -i şeriflerde buyuruldu ki:
(Davete icabet etmeyen, Allaha ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buhari]
(Müslüman kardeşine ikram eden, Allaha ikram etmiş olur.) [İsfehani]
(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buhari]

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Related posts


Sonraki sayfa »