Kas 10 2008

Rüyalarınızı herkese anlatmayın

Kategori: islamSerkanPasaCUBUKCU @ 11:41

Günümüzde, hem rüyalarla hem de günlük hayattaki hadiselerle alâkalı yorumlarda çok defa te’vil hataları yapılmaktadır. Çünkü rüyaların ve hadiselerin lisanı, içinde bulunduğumuz âlemin dilinden çok farklıdır.

Zâhiren olumsuz hadiselerin manaları, bazen hakikat açısından olumlu olur ve onlar müsbet gelişmelerin işaretçileri sayılır; kimi zaman da çok olumlu görülen olaylar aslında itibarıyla olumsuzdur ve onlar da menfi vakıaların alâmetleridir.
Diyelim ki; evinizin içi suyla doldu. Siz bunu olumsuz görebilirsiniz. Fakat bu, bir seyahate çıkacağınızı, muvakkaten o evden ayrı kalacağınızı ve neticede üzerinize bereket yağacağını ifade ediyor olabilir. Yine; bir binanın yıkıldığını görseniz, te’vil-i ehâdis açısından, o geçici bir sarsıntı demektir. Yangın neticesinde olmayan yıkıntılarda her zaman yeniden filizlenme söz konusudur. Söz gelimi, selin sebebiyet verdiği zayiat kalıcı bir sarsıntıya yol açmaz; o muvakkat bir meşakkatin remzidir. Onun arkasından bolluk ve bereket gelecektir.
Bu itibarla, rüyaları ve hadiseleri te’vil meselesi de bir nevi uzmanlık alanıdır; herkes o işe kalkışmamalıdır. Kur’an’ın mevzuyla alâkalı ayetlerini ve hadis-i şeriflerin bu konudaki şerhlerini bilmeyen, âlemine dair bazı hakikatlerden haberdar olmayan kimselerin te’villerde bulunmaları ve hele onlara bazı hükümler bina etmeleri kat’iyen değildir.
Kötü görünce ne yapmalıyız?
Hususiyle, kötü unsurlar ihtiva eden rüyaları ve olumsuz düşüncelere sebebiyet verebilecek hadiseleri başkalarına anlatmak da yanlıştır. dostları rüyaların ve yakazaların başkalarına anlatılmasının bir düğümü çözmek gibi olduğunu, onların ekseriyetle anlatıldıkları ve yorumlandıkları üzere çıktıklarını söylemiş; te’vil adına ağızdan çıkan kelimelerin, bir yönüyle, nezdinde hadiselerin karara bağlanmalarına ve o şekilde meydana gelmelerine sebep teşkil ettiğini belirtmişlerdir. Bu açıdan, bazı rüyalar ve yakazalar, salihler arasından insanların değerlendirmelerine arz edilebilecek olsa da, onlar avama hiç anlatılmamalı; hele geçici ve neticesi itibarıyla hayırlı gibi görülse de, herhangi bir olumsuzluk taşıyan ve yakazalar asla dile getirilmemeli, diğer insanların içlerine de bir endişenin dolmasına sebebiyet verilmemelidir.
Ayrıca, şeytanın, olumsuz değerlendirmelere, ümitsizliğe yol açabilecek ve hadiseleri her zaman kullanabileceği de hatırdan dur edilmemelidir. Şeytan, bazen bir baykuşu -gerekirse içine girerek- çekip sizin balkonunuza getirir ve orada saatlerce öttürür. Böyle bir olay karşısında, “Acaba bunun manası nedir?” diyebilir ve şayet işin ehli iseniz, hadiselerin dilinden bir ima çıkarmaya çalışabilirsiniz. Fakat onu mutlaka başınıza gelecek bir felaketin habercisi gibi görmeniz ve o afeti beklemeye durmanız mü’mince bir davranış değildir. Zaten şeytanın öyle bir hileden maksadı, tansiyonunuzu yükseltmek, ruhunuzda gerilim hâsıl etmek, vücudunuzun kimyasını bozmak, sizi ciddi anguazlara sokmak ve hatta psikosomatik rahatsızlıklara sürükleyerek ibadet ü taatinizden dahi alıkoymaktır.
Öyleyse, olumsuz yorumlanmaya açık bir gördüğünüzde ya da nahoş bir ile karşı karşıya kaldığınızda, bunu bir temkin ve ihtiyat çağrısı olarak algılamalı, hemen Cenâb-ı Hakk’a teveccüh etmeli ve “Rabb’im, eğer bir belaya istihkak kesbetmişsem ve bu da o belanın bir sinyali ise, gazabından rahmetine sığınıyorum; Senin dergâhından başka iltica edilecek bir yer bilmiyorum ve Sana yalvarıyorum; ne olur atânla bu kazânı def et!” demelisiniz. Asla paniğe kapılmamalı, çaresizliğe düşmemelisiniz; bilakis, İlahî inayet ve riayetin sizi de sarıp sarmaladığına, ’ın kuvvet ve kudretinin her şeyin hakkından geleceğine gönülden inanmalı ve ciddi bir vicdan rahatlığı içinde O’na sınız. Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz’in, “Hoşunuza gitmeyen bir şey gördüğünüz zaman üç defa sol tarafınıza tükürün, üç kez de ‘Euzü billahi mineşşeytanirracim’ deyin ve onu kimseye anlatmayın.” ikazını hatırlayarak, şeytanın şerrinden usulünce istiazede bulunmalısınız. Selef-i salihînin yaptığı gibi, çokça istiğfar etmeli ve aynı zamanda “Sadaka belayı def eder!” mülahazasıyla bir miktar sadaka vermelisiniz.
Sözün özü; eşya ve hadiseleri hayırsız saymak, şundan bundan uğursuzluk çıkarmak bâtıldır; hatta teşe’ümün bir derecesi şirke varıp dayanır. Fakat dinimizde tefe’ül bütün bütün yasaklanmamış, onun değerlendirilmesi kimselere emanet edilmiştir. Binaenaleyh, bir mü’min, hayır ve şer her şeyin ’tan olduğuna şüphesiz inanmalı; bütün işlerinde meşru şekilde sebepleri yerine getirmeli; dinin rehberliğinde ve aklın ışığında kendi üzerine düşen vazifelerini yapmalı ve sonra ’a tevekkül ederek neticeyi O’na bırakmalıdır.
ÖZETLE
1 - Hem rüyalarla hem de günlük hadiselerle alâkalı yorumlarda çok hatalar yapılmaktadır. Çünkü ve hadiselerin lisanı, içinde bulunduğumuz âlemin dilinden çok farklıdır.
2 - ve hadiseleri yorumlama bir nevi uzmanlık alanıdır. Dini bilmeyen, âlemine dair hakikatlerden haberdar olmayan kimselerin te’vilde bulunmaları değildir.
3 - Olumsuz bir gördüğünüzde asla paniğe kapılmamalısınız; bilakis, ’ın kudretinin herşeye yeteceğine gönülden inanmalı ve O’na sınız.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Related posts


Eyl 14 2008

ŞEYTANIN FISILTISI

Kategori: _TASAVVUF_, islamadmin @ 04:32

Şeytan:hiçbir zaman hiçbir insanı boş bırakmaz. İnsanlar içinde şeytanla ilişkisi
olmayan hiçbir insanı bulamazsın. Ne kadar insan varsa o kadar vardır. Hepsi
de büyük şeytanın idaresi altındadır. Büyük , Allah’ın emirlerinden kaçtığı gibi
herkese de onlarda kalsın diye bir yollar. Şeytanın saldırı yapmadığı hiçbir
insan bulamazsın. Peygamber Efendimiz;
“Bana bile bir vardı ama onun bana teslim olmasını emretti ve onu
ben tuttum ve beni dinleyen kul yaptım. Beni kabul etti ve İslam’a girdi. Ey benim
ümmetim,şeytanınızı sizi dinlemeye mecbur edebilirsiniz. size zarar vermek
istemez”
sorar ;
—Niçin yarattım?
—Şeytanı yarattım,o herkesin nefsidir.
Nefis şeytanın fısıltısıdır. Nefsini ve şeytanı yenebilirsen merteben yükselir. Şeytan
senin mertebeni alçaltır. insana nefsini hediye olarak verdi. Çünkü insan nefsini
kontrol etmeyle güçlenir. İnsanın nefsi olmasaydı melek gibi olurdu. istediğini
% 100 başka bir maksatla değişik yarattı ve nefis verdi. Nefis olmasaydı;nefsi olmayan
bir insan,nefsi olan insanın eriştiği mertebeye erişemez. Nefsi olan bir insan 7 kat
cennete ulaşabilir ,ancak nefsi olmayan bir insan yetişemez. Tarikatların da bu süper
gücü kontrol edebilmesine yardım eder. Bu gücü kontrol edemezsen seni öldürebilir.
Çok büyük bir güçtür. Şimdi bu yüzyıldaki insanlar;
—Niçin bize nefis verildi?
Diye şüphelenirler. Beyazidi Bestami Hz. diyor ki;
“Nefsin maksadı,Allah’ın huzurunda en aşağı makamdan en yüksek makama
çıkabilmek içindir”
Bir uçak ancak seni buradan Almanya’ya götürür,seni yatak odana kadar
götürmesini bekleyemezsin. Çünkü geleceği o kadardır. Nefsini kontrol etmek
istiyorsan onu at gibi kullanman lazım ve Allah’ın huzuruna çıktığında nefsini hayvan
gibi dışarıda bırakırsın ve temiz çıkarsın. Nefsini,şeytanı becerip de
kullanabilirsen,seni Allah’ın yanına kadar götürebilir ve oradan onlara;
—Sen birinci kata dön ve bizi seyret
Diyebilirsin.

Etiketler: , , ,

Related posts